Sarıköy Panayırı
- Tamer Gödekoğlu

- 20 Oca 2020
- 6 dakikada okunur

Yaz tatili başladı fakat yaklaşık 25 gündür evimizde yoğun bir ipek böceği çalışması var ipek böcekleri koca aladalar sabah akşam birer römork dut demeti getiriyoruz ve daha kozaya bir hafta var. Okullar tatil oldu ama mutsuzum, benim için okulların tatil olması hafta içi de çalışmak demek, okul açıkken ders, ödev bahanesi ile iyi oluyordu😀. Bu nedenle yaz tatiline pek sevinemezdim fakat panayırlara az kaldığı için heyecanlanırdım. Panayıra kadar günler geçmek bilmezdi.🤔Prinç tarlalarında ilk tir temizleme yada su zehirlerine denk gelen günlerde panayırda olmak yerine ovada tarlada tirlerin üzerinde canbazlık yaparak kova yada tenekeyle zehir taşımak hiç keyifli olmaz, bir taraftan güneşin sıcağı bir taraftan havadaki nem boğardı hepimizi. Pirinç tarlalarında su zehirini babam motorlu ile amcam tulumbayla atar her ikisininde omuzları kıp kırmızı olurdu, ben onlara tenekeyle zehiri taşıdığım için benim ellerim su toplar, ellerim patladığında çok canım yanardı.Motorlu pompa arıza yapıp babam sanayiye tamiri için gittiğinde fırsattan istifade nefeslenirdik. Benzinli motoru olan pompanın deposuna bir küp şeker atarsak hiç çalışmayacağını o günlerde ögrenmiş panayırda eğer tarlaya gelirsek bu planı yapmakla ilgili gizli plan yaptığımızı, panayırdaki buz gibi limonatanın hayalini kurduğumuzu da hatırlıyorum.
Dondurmacılarda Limonata gibi vişne suyuda kocaman bir buzun üzerine akardı çeşmesinden durmadan ve otomatik karıştıran plastik bir kaşığı vardı ayran soğutucuların. Ayran köpüğünü höpürdetmeyen varmı?😀
Biga panayırını duyardık ama gidemezdik fakat Sarıköy panayırına günleri sayardık.İlk panayırcılar geldiğinde sanayinin ordan büyük çınarlı yoldan tarlaya gidiş gelişte yanından geçerken gelişmeleri izlerdik. Ben her sabah eski top sahasının yanındaki çayır tarlaya inekleri kapatmak için götürüşümde her defasında heyecanla onları izlerdim. Kiralık bisiklet verenler harmanlarda parkın köşesinden buzhaneye doğru büyük çınar ağaçlarının altında asvalta paralel 3 tekerlekli bisiklet, 2 tekerlekli bisiklet ve mobilet kiraya verirlerdi.Rahmetli Dedem ve hademe Mehmet amca ve diğer arkadaşları parkın köşesinde bazende limonatacılarda oturlardı.
Dedemden harçlık kapmak ve bisikletlere binmek ne doyumsuz bir heyecandı çocukluğumda, rahmetli dedem bazen dondurma bazen limonata ısmarlardı ama bisiklete binicem diye o limonatayı nasıl içtiğimi bilmezdim.Limonata, vişne suyu ve ayran içilen, dondurma yenen masa ve sandalyelerde parlak ışıklar altında aileler beraber düğüne gider gibi hazırlanır dondurma yenir, Limonata içilirdi hep beraber. Panayırda çocuklar dönme dolap, Uçan sancak, gibi eğlencelerde bilet elde heyecanla beklerdi.
Büyük uçan sancaklara binmek cesaret ister, bir nevi erkelik sınavı gibiydi, büyük uçan sancakların o ilk tahta merdivenlerinden çıkıp ilk kez bir önceki seferden inenlerden boşalan bir uçan sandalye kapıp oturuşumu ve heyecanımı hala hatırlıyorum. Uçan sandalyeye binme cesaretini gösterme sebebim olan kızda hemen önümdeki sandalyede oturuyordu gün boyu bu an için kaş göz işaretiyle anlaşmış anca denk gelebildik, çok güzel etekleri fırfırlı elbisesiyle bir kelebek gibi bu akşam, 🤔belki yan yana uçarız kim bilir.
Kızlı erkekli uzaktan bakışmak, bakışlardan mana çıkararak sessiz konuşmak bir yetenektir. Akşam panayır sokaklarında turlarken genç delikanlılar kızları takip eder, izler görüşmek için uygun bir ortam arardı, onun için aldığı ufak bir hediyeyi çaktırmadan verebilmek büyük maharet, sevgilinin küçük kardeşini yada mahalleden bir ufaklığı haber getirip, götüren bahşişle çalışan posta güvercini yapmak başarıydı.
Nişanlı olanların işi daha kolay olurdu, enişte bey kız tarafını evinden almaya gider birlikte panayır yerine düğüne gider gibi yürüyerek gelinir, limonatacı yada dondurmacıda yan yana birleştirilerek masalara oturulurdu. Siparişler alınır, hesabı mutlaka damat o gece için babasından aldığı para ile nakten öderdi. Masa başındaki kaçamak bakışlardan kaynana ve görümceler damadı süzer bir bahşiş verip vermediğinden nasıl duruduğuna kadar süzer akrabalar kusur arardı. Damat muhtemel uzun samsun içerken o geceye özel açılmış uzun marlbora paketini gömleğin cebine koyar hısım akrabadan arkadaşlara kadar bonkörce ikram ederdi.
Dönme dolap yada uçan sancaklara akraba kızları ve nişanlılar birlikte gider, biletleri damat alır, nişanlısı kızla göz göze geldiğinde bilet pulunu eline bırakırken bir tutam parmaklarını tutar merdivenlerde tutuşan eller aile büyüklerinden uzakta ve kalabalığın korumasında bi daha hiç ayrılmazdı. Nişanlı çiftin yanyana oturmasına özen gösteren komşu ve akraba kızları bu durumu kıkırdaşarak izler, kendi yavuklularını aşağıda görmeye çalışırlardı.
Panayırda akşam yemeği olarak, börek yemek, tandır yemek pek bi havalı işti, börekçilerin çadır önünde sergiledikleri üsten lambalı hafif geriye yaslanmış tepsilerde nar gibi kızrmış börekler iştah kabartıcıydı. Kuzu çevirme ve tavuk çevirme yemek, paket olarak eve götürmek adettendi. Daha neler vardı; Alışveriş yerleri, dükkanlar Sarıköy esnafıda çıkardı Gönenden de gelenler olurdu tabi. Panayır yeri berberleri Sarıköy esnafından olur sakal traşı bahanesine sarıköylülerin civar köylerden gelen ahbapları ile buluşma yeri gibi kalabalık olurdu, gelsin çaylar parktan. Jandarma çadırı – hemen girişte sağda parkın köşesinde panayırın güvenliği için çalışırlar, gece bekçileride emniyeti sağlardı. Manavlar vardı belkide pazarcı esnafı demek daha doğru, tabiki muz tezgahın kralıydı ve torunlarını çok seven dedeler kıyardı paraya sırf onların tatlı tatlı “dedeeeee, muz almışsın” derken parlayan gözlerini görmek için.
Züccaciye – Aliminyum, plastik, ev eşyaları Çerezciler, – Beyaz Şekerli leblebi olmazsa olmaz, köpük helva herkese iyi gelirdi.
Kumarcılar vardı çınar ağaçlarının altında bir kaç sokak olur, parlak yuvarlanan top kadife ile silinir nerede duracak tahminleri para ile alınır “şanslı numaradan” misli kazanma hayali hep taze tutulur nedense top hep boş numara üstünde daha çok dururdu. Ne hikmetse?🤔 köyümüzün adı iyi bilinen zengin ailelerin hayırsız, sarıköy deyimi ile yuva delikanlıları buraları mesken tutardı.
Halkacılar en rağbet gören yerdi, sigara kazanmak isteyen, kendinin usta atıcı olduğuna inananları beklerdiler. Küçük halkanın çapı uzunluğundaki uzun sigara paketlerine sihirbaz nidasıyla halka atarken, kafası güzel abilerimin elleri hiç halkasız bırakmayan şalvarlı fingirdek çingene kızları tarafından bir tavuk gibi yolunuşunu izlerdik. Büyük halkalar vardı tabi parası da büyük.
Halkalarda başarılı olamayan sigara içmek isteyen yada gömlek cebinde bir paket marlbora olsun diyenler için Torbacılar vardı bir kartta 3 rakam tutturmak için torbadan numara çekilir kartta elindeki numara varsa 1 paket kazanır fakat hiç çıkmaz ise Tombalacının ” en şanslı kartı aldın bence şansını kırma devam et” gazı genelde işe yarardı gazla çalışan köyüm delikanlılarda.
Adı üstünde Üç kağıtçılar vardı , – “bul karayı al parayı” der ne zaman görsen hep kazanan, kolayca karayı bulan biri vardı. Ta ki yemi yutan biri yandan para basana kadar. Av geldi😀
Bayan kaleciye gol atmak ne kadar zor olabilir ki diyenlere Penaltıcılar vardı. Nesine tahmin edin?🤔 tabiki yine sigarasına ama Malbora. İlk iki şutu gole çevirince daha bi havalı topu diken ağır abilerin 3 cü vuruşta kendinden beklenmeyen bir çeviklikle bayan kalecinin topu tutuşu karşısındaki şaşkınlıklarını izlemeye değerdi. Hadi bi daha.
En sevdiğimiz ve önünde en çok kalabalık olan delikanlıların yavuklusuna en yakın durabildiği tek yer eşya piyangosu bir çok işe yarar ev eşyaları yanında en büyük hediye Mobiletti herkesin hayalini süsleyen.
Avcılar yavuklusuna , eşine yada çocuklarına ne kadar usta atıcı olduğunu göstermek isterse Tüfekçiler vardı, tek kırma saçma atan bu hava basınçlı tüfeklere saçma dolduran kızlar neden acaba hep güzellerden seçilirdi.🤔 Hedefi vurdun mu düştüğü yerde karpit patlatırdı 3 te 3 vurdun mu hediye gelirdi. Yada yeni atış hakkı olarak 3 tek saçma daha kullanılır para ödenmezdi. En çok duyduğumuz bahane ” sağa çekiyor bu tüfekler abi” 😀
Ah önlerinden geçmekten her zaman büyük keyif aldığım börekçiler asla bir porsiyonun yeterli olmadığı panayır böreği, kıymalı ve peynirli böreklerden ailecek birlikte yemek harikaydı. Çadır restoran önünde sergilenen nar gibi kızarmış tepsi tepsi börekler üsten 100 lük ampül ile aydınlatılırdı. Seyretmesi bile güzel.
Tabiki büyük abiler için Meyhane çadırları kurulur önünden geçerken havadaki anoson kokusu biz küçük adamların birazda hoşumuza giderdi, büyükler gibi sarhoş yürüyüşü yapardık salına salına gülüşerek yürürdük kahkalarla ..”sadıcım içmicektik bu kadar”
Tandır yemek orta sınıf üstü bir tercihti, yinede dolup taştığını hatırlıyorum. Yemek yiyenler çok iyi kazanan kumar oynatan panayırcılar mı acaba?🤔 Helvacılar vardı Köpük helva, kırmızı helva, Tahinli helva satarlardı eve dönüş yolundaki ailelere. Kayık sancaklar delikanlı işiydi. Karşıliklı yüz yüze bakacak şekilde ayakta durup salıncak en üst noktaya geldiği taraftaki dizlerini kırar ve bu itmelerle salıncak gerçekten çok yükselerek izleyenlerin yüreğini hoplatırdı. Süre bitiminde kayığın altındaki tahtayı hafifçe kaldırıp fren yaparlardı.
Küçük uçan sancaklar çocuklar için büyük uçan sancaklar yetişkinler içindi. Ailelerin ve grup kızların en büyük tercihi dönme dolap tabiki en üstünde durmak heyecan vericiydi.
Canbazlar vardı ip canbazı gözünü kapatarak nasıldı yürürdü gergin halat üstünde ve elinde sadece up uzun sırık. Ahsap bir silindirde motorsiklet ile silindirin duvarlarına bir genç java motorbisikletle surekli durmaksızın tur atar en son bayrak açardı ve alkışlar kopardı.
İlginç hayvanlar gelirdi sirk diyemicek kadar küçük, çadırda ilginç hayvanlar gösterilirdi. Bir keresinde deniz aslanıydı sanırım Manda kadar büyük bu balığı gördüğümde çok şaşırdım. Gecenin serinliğinde geç saatlere kadar süren bu şölen her biri diğerinden heyecanlı 3 gün sürer 3. gün gece çok hüzünlü olurdu Bir Sarıköy panayırın daha tadı damağımızda kalır fakat tek avuntumuz pek yakında başlayacak olan GÖNEN PANAYIRI olurdu.
Gönen’e Panayıra ailecek gitmek gerçekten çok manalı ve unutulmazdı. Gönen panayırı zamanı Minibüslerin ücretlere zam yapma zamanı olurdu panayır için artan fiyatlar bir daha inmez öyle kalırdı.Gönen çayı ve otobüs garajı arasındaki panayır alanında kurulurdu Ben Anne ve Babamın elinden tutarak Garajdan Panayır yerine parkın içinden geçerek yürüdüğümüzü , Panayır böreği yediğimizi, ve eve götürmek için de paket yaptırdığımızı hatırlıyorum. Ne güzel günlerdi Panayırlı günler.. Geri gelmicek ama insan özlüyor işte.. Tamer Gödekoğlu



Yorumlar