top of page

Sardunya kokulu kadınlar

  • Yazarın fotoğrafı: Tamer Gödekoğlu
    Tamer Gödekoğlu
  • 23 Oca 2021
  • 4 dakikada okunur

Çocuk yüreğimizde bilirdi katışıksız ve karşılıksız sevgiyi ki, bırakıverirdik kendimizi bu elleri peynir salamurası, hamur kokan ; dirsekleri fırın isi, toprak sıva kokan , yakası nane, fesleğen kokan kadınların ana kucağına.

Sarıköy de Sardunya kokulu kadınlar vardı. Annemin anne annesinin, baba annesinin, anne annemin, kocaman hala ve teyzelerimin, komşu annelerimizin telli dolaplarını açarken ” kuzum sen açıkmışsındır” deyip elime bir şey tutuşturduğu annemin ısrarla ” aa sağol, çok tok onun karnı, evden çıkmadan yedik” dese de o her neyse verdikleri? hep mi çok tatlı olur.? Oturur tekrar yerdim her çocuk gibi. Sarıköyde kapısı hep açık bahçeli evlerin sokak kapısından girince eteği sardunya kokulu komşu anneler, nineler, hala ve teyzeler öyle uzaktan değil kucakta sarılmalı koklaya koklaya severdi şimdilerdeki gibi uzaktan uzağa olan sevgiye kimse itibar etmezdi. Çocuk yüreğimizde bilirdi katışıksız ve karşılıksız sevgiyi ki, bırakıverirdik kendimizi bu elleri peynir salamurası, hamur kokan ; dirsekleri fırın isi, toprak sıva kokan , yakası nane, fesleğen kokan kadınların ana kucağına.

Bu mahalle komşu evlerinin kapı kanat halkalarını birbirine tutturan ya bir dal parçası yada basma kumaş kenarından kesilmiş ince uzun bez parçasıydı. Büyük kanatlı porta kapıları ise içerden bir kazıkla desteklenir, bu kazığı çekiverince serbes kalan kanatlar kucak açan yaşlı nine gibi yavaşça açardı kollarını hoşgeldin der gibi. Dışarı çıkan eşek arabası bağa gidiyor belli çocuklar mutlu.

Avlusunda her bir karışa zerzevat, maydanoz, soğan, sarımsak ekilen sümbül kokulu helâ yolunun bir tarafı beyaz gelin gibi filbahri diğer tarafı mor, mavi salķımlı demirhindi kokardı. Üzerinde çevirdikçe çın çın diye ses çıkaran ahşap kollu çıkrık, buna bağlı demir kovalı oyma taş yalaklı su kuyuları vardı . Bahçe de incir, Nar, Ayva,Erik,Dut,Kiraz ev çatısına yakın ahşap direkler üstünde üzüm Asması gölgesinde beyaz, mavi, mor yağ tenekelerine ekili renk renk ortancalar vardı.

Tavuk ve civciv, ördek ve badileri kedisi köpeği eniği enceği olmazsa olmaz bir zenginlikti evlerde .Yeri olan mutlaka sağılır bir kaç inek damda bakar, kurbana yetişecek bir kaç koç ve koyun belki keçi bir çok evin bahçesinde olurdu. Anne kadar üzerimizde sözü gecen komşu anneler, ahiret ablalar, baba kadar üzerimizde hakkı olan sadıç baba, dünür babalar bizi her yerde gözetip kollayan baba yarısı amca ve halalar; anne yarısı dayı ve teyzeler vardı. Her birinin ayrı ayrı kabahatimizde bizi haşlayacak doğal yetki ve izni vardı. Sınırsız yetkili anneanne , babaanne ve dedeleri saymıyorum bile, onların sözünün üstüne söz olmaz onlar da eften püften şeylere muhatap olmaz bir bakış bir sessizlik yeterdi onların dediğini yada demediğini anlamaya. Hısım ve akrabalar bir arada konu komşu bir arada, dost arkadaş bir arada yediği içtiği ayrı gitmez bilirdik kimin neye ihtiyacı var neyi eksik, imece yardımlaşmalı işler sıralı hiç söze gerek kalmadan hesaba dahil edilir hak adalet terazisi şaşmıştır diye iş bitimi mutlaka helallik istenirdi. Sokakta kızlı erkekli, aşağı mahhalle yukarı mahalle çocukları hatta okuldan sınıf arkadaşları birlikte Misket, Yakar top , Ebelemece ,Kuka, Saklambaç, ip atlama oynardı. Kızların evcilik oyunlarında erkek olarak baba, eş olmak ne kadar hoşumuza gitse de başka erkeklerin olmadığı ortamlarda kızlara bu oyunda eşlik edilir, kızlarla oynuyoruz diye ismimizin başına biri görür de ” kız” sıfatı gelir diye çok sevsekte kızlarla oynarken bir taraftan ödümüz patlardı. Sokak oyunlarında öğle yemek molası için hangi komşu anneye, hangi çocuğun evine yakınsa grubun orada karnı doyardı. Elde ekmek peynir yeşil soğan , salçalı ekmek, sana yağ yada vita yağ sürülü ekmeğe toz şeker, hele hele mahallede ekmek pişirmek için fırın yanmışsa kimin bahçesindeyse kül pidesi yemeye giderdik. Eriştelik yada ramazan börekliği için yufka açılıyorsa mahallede bir yerde farketmez her çocuk gödek yemeğe gider koyun peynirli, inek peynirli yağlı gödekleri yağlarını akıta akıta afiyetle yer karnımız bir güzel doyardı. Yaz günleri tarlaya bahçeye, inek davar peşine, ipek böceklerine yaprak kesmeye gitmediysek sabah evden çıkar akşam ezanı okununca önce kibarca kardeş ile ” abi annem seni çağırıyo” namazdan dönen mahalle dedelerince ” hadiyin bakem evli evine köylü köyüne gitmeyen sıçan kovuna” şeklinde ikaz ile, en son isminizi çınlatan anne sesiyle zorla eve girerdik. İnce fırça eşliğinde el yüz yıkaması biter yer sofrasında sabit yerimizi alırdık. Akşam yemeği sonrası kahvelere giden evin erkekleri, varsa düğün,mevlüt yada oturmaya giden kadınlardan sonra çocuklar yine sokak lambası altında gündüz bitmeyen yarım kalan muhabbetlere devam edilir bir arada oturan yetişkin kızların yavukluları kahvede oturmaktansa mahalle turu yaparlardı sırayla bekleyen yavuklularına. Genç kızların fısır fısır kendi aralarındaki bu ara sıra keskin gülüşmeli sohbetleri bizi meraklandırır, gizli dinleme yapardık “kız.. seninki geliyo” ” o değil” ” gördünüz mü bak bu akşamda yok” ” kesin bi yerlerde içiyodur hayırsız” lafları ile sitem edenler teselli, mutlu olanlar kutlanırdı. Çocuktuk büyüyorduk özgürdük, serbesttik, Hayatı yavaş ama emin öğrenirdik abi ve ablalardan sokak oyunlarında, eğlenirken eğitilirdik. Sokaktan meydandan komşudan eve girmek istemezdik çünkü evin dışında da mutluyduk. Şimdi sokaklar boş, evde güvende olduğunu düşünen çocuklar ve ebeveynler var. Etrafa bakmayıp ekrana bakan, özgürlüğü 6 inç ekran kadar olan, birlikte değil yalnız oynayan, eğlenmeyen ama ….miş gibi yapan yapay mutluluk fotoğrafı paylaşıp o anı yaşamak yerine o anı kaydedip biriktiren saklayan bizim çocukluğumuzdan kesinlikle farklı, annesinden ince ayar zılgıt yemeyen, hemen hemen tüm istedikleri olan, alınan hatta bazen istemeden anne ve babası tarafından alınan, oyuncak yığınları arasında yanlız, dizinin üstüne hiç düşmeyen arkadaş tesellisi bilmeyen, paylaşmayan belki de paylaşmayan bir nesil Ata ,akraba, konu komşu bilmeyen bir nesil var şimdi evlerde ve sokağa hiç çıkmayan çıksa da ne yapacağını bilmeyen belkide öğrenememiş bir nesil. Etekleri sardunya, göğsü fesleğen kokan komşu anneleri de yok ana kucağına sığınacak, şımartılacak. Şimdilerde salgın bahane ama öncesinde de sokaklar boştu, doğup büyüdüğüm Sarıköyde bile…. Esen kalın 😉

Son Yazılar

Hepsini Gör
YAŞ MAYA

Baharda sabah erken yaprak ve çicekler üzerinde yokmuş gibi duran bir çiğ vardır, özenle bir kaba toplanır yaş maya tutmak için. “Oh bee!! bugün okul yok Cumartesi ve kahvaltı sonrası sokakta bolca gu

 
 
 

Yorumlar


Adres:

-Sarıköy Mahalesi

Gönen/ Balıkesir, 10680

Telefon: 533 766 1 866

Email:  tamergodekoglu@gmail.com

  • Blogger Sosyal Simge
  • YouTube Sosyal Simge
  • Facebook Sosyal Simge
  • Instagram Sosyal Simge

© 2013 by Gödekoğlu Çiftliği .Tüm hakları saklıdır.

bottom of page