Ramazan hazırlığı
- Tamer Gödekoğlu

- 20 Oca 2020
- 3 dakikada okunur

Ramazan,onbir ayın sultanı çocukluk yıllarımda günümüzdeki sessiz sedasız gelişinden farklı karşılanırdı Sarıköy’ün mütevazi evlerinde. Sırf o geliyor diye bir çok hazırlık yapılır öyle beklenirdi gelişi. Ramazan demek oruç tutmak, yiyebildiğimiz ve içebildiğimiz nimetlerin varlığına şükretmek ve yokluğunun ne demek olduğunu anlamak için gün doğumundan gün batımına kadar bu nimetleri yemeden, içmeden sabırla bekleyip, susamış dudaklarla akşam ezanı okunurken su içmek tekrar yemek ve ailecek birarada şükretmeyi öğrenmek demekti.
Köy yerinde Ramazan yaz aylarına denk geliyorsa hem çalışmak ve hemde orucunu tutmak demek. İnsanlar işte uzun yaz günlerinde orucun zorluğunu iyi beslenmekle bir nebze gidermeye çalışırlardı Sarıköyde. Sahurda ve iftarda kuvvetli yemek yemek için buna göre sofralar hazırlanırdı. Böreklik, yada kuru yufka yapımı bu yufkalardan yapılan tepsi böreği ve sahur sofraları, Annemin erkenden kalkıp böreklik ıslatarak dışarda ocak ateşinde her sahur börek pişirmesine çok üzülürdüm çocuk aklımla taki kendim baba olunca bunun ne kadar normal olduğunu anladım. İnsanın evladı için fedakarlık yapmasının hiç bir ehemmiyeti yokmuş meğer. 🤔 Böreklikler Mahallede babaannemin porta altında yere hasır, kilimler serilir o gün kimin börekliği yapılacaksa onun hamuru teknede erkenden karılır ve kabarması beklenirdi, Her komşu yastaç ve oklavasını alır yerine yerleşir, yedi sekiz kadın hamur açar, rahmetli babaannem hamur keser, ben hamur taşır, açılan yufkaları saç üzerinde pişiriciye bu genelde Annem yada anneannem olurdu, yanakları kıpkırmızı olurdu sıcaktan her ikisinin de gözler is ve dumandan yandığı için gözleri hep kısıktır. Mahallemizde rahmetli ballelilerin Hicabiye yenge de, Allah uzun ömürler versin köylülerin Hikmet yengede iyi pişiricilerdi. Kısa pantalonlu koca adam ben çocukluk aklımla pişen kuru yufkalardan on tanesini bir herkül havalarında kaldırıp ahşap merdivenlerin her basamağına dikkatli basarak üst kattaki üzeri örtülmüş sedire taşımak bir başka adam yapardı her defasında. Hele komşu annelerin evine onların kuru yufkalarını bir sofra bezi bohçasında taşırken onların gurur okşayıcı sözleri biraz daha büyütürdü biz mahalle çocuklarını. Porta altında hummalı imece çalışmasında hamur kesen babaannem ve danacıların Nuriye nine, hamurları açan mahhalemiz komşu anneler ve akrabamız gelinleri, kızları , açılmış yufkaları sac üstünde pişiren anneannem ve sevgili annem ben ve bir kaç mahhale arkadaşım getir götür işlerini yapardık. Öğleye doğru sihirli söz duyulurdu, “Kalın bir yufka açın bakalım Gödek yesin oğlan” bu anneannemin sözü ile diğerlerinden biraz daha kalın açılan yufka saç üzerinde pişer ters çevrilir, sonra içine lor peyniri, sana yağ sürülür birazda tuz serpilir, ödülü alan ben gödeği yerken annem iki dakikada konserve kavanozuna koyduğu yoğurdu testiden su ilave ederek bir ayran yapar ve bana yetiştirirdi, gün boyu süren bu hareketliliğe öğleden sonra evlerinin işlerini bitirmiş genç gelinler, yada mahalle kızlarıda katılır, açık olan porta kapısından mahallemizi turlayan delikanlılar görülür, otu çöpü bahane eden kızlara anneleri manalı bakışlar ile bakarlardı. Mahallede evlerdeki erkekler hesaplanarak hane başına gödekler pişirilir kendisi hamur açan komşu anneden talimatı alan saçına kenarları oyalı çember sıkmış mahalle kızları komşu annenin dediği kadar gödeği hazırlayıp güle oynaya evine götürürlerdi.O gün için hazırlanan hamurun bitmesi işin bitmesi demek ama, sohbet bitmez, bazen hayretle dinlerdim kadınları her biri aynı anda konuşup da nasıl oluyorda söylenenleri takip edip bir nefes sonra ona soru sorana cevap verebiliyorlar ve aynı zamanda bir sonraki konuşmayı da takip edebiliyorlardı. Bu işin sırrını hala çözemedim.🤔 Sarıköyde Ramazan emekti Ramazan daha başlamadan hazırlıklarında beraber çalışmak bir olmak paylaşmaktı. Ramaz biz çocuklar için ortasına direk koyarak oruç tutarken, bir tam gün direksiz oruç tutmakla büyüdüğü güzel unutulmaz günlerdi. Direksiz oruç tutmak bir rütbe gibi kazanılması gereken emek,sabır işiydi. Niyetlenilmiş bir tam gün orucu bozarım korkusu ile tüm gün her muhabbette yiyeceklerden bahsederken konuyu başka şeylere çekme gayreti, oruç bozulursa yerine 61 gün oruç tutma korkusunu hissetmekti. Akşam ezan saatini sabırla beklemek bir hurma, bir zeytin yada bir bardak su ile orucu açıp sofra hazır olduğu halde sabırla evin büyüğünün camiden gelişini beklemekti. Melamin tabaklara konan sıcak yemeğe hep beraber başlamak ” ekmeği uzat” ” tuz nerde” ” anne su ” ” bana bir tabak daha” ” çok acıkmışım” ” tatlı var mı” seslerine çatal kaşık sesleri karışan, sıcacık ramazan pidesi kokusuna karışan kuru fasulye pilav, etli patates, bulgur pilavı yada kızarmış tavuk, mantı kokusu içinde tüm ailenin birbirini yüz yüze gördüğü diz dize yer sofralarıydı.Özlemle anıyorum aramızdan ayrılan aile büyüklerimizi, mahallemiz ninelerini ve dedelerini, üzerimizdeki hakları asla ödenmez komşu anneleri, tüm hısım akrabalarımızı rahmetle anıyorum.Allah rahmet eylesin. Hayatta olanlara Allah uzun ömürler versin.Biz onlardan razı olduk Allah da onlardan razı olsun. Bizi bir sevgi yumağında büyütüp koruyup, kollayanlara selam olsun. Tamer Gödekoğlu




Yorumlar