top of page

Piğren

  • Yazarın fotoğrafı: Tamer Gödekoğlu
    Tamer Gödekoğlu
  • 4 Şub 2021
  • 3 dakikada okunur
Site icon

Story

Biga panayırı hafta sonu bitmiş, Harmanlara panayırcılar geliyor tek tek. Benim en çok beklediğim bisiklet kiraya verenler geldi bile. Dünde gidemedim bisiklet binmeye bütün gün yaprak kestik Armutlu köyünde bugün de piren kesmeye gidicez dedi dedem sabah sabah tarhana çorbasını kaşıklarken. Evlerimizin nazik misafirlerinin koza yapacakları zaman kerevetlere piren denen funda bitkisine benzer çalı koyulurdu. En güzel piren için ise yükseklerde Hodul tepelerinde, Turplu yolunda olurdu. Traktör ve römorkla piren kesmeye giderdik evin erkekleri. Sabah erkenden içilen çorba sonrası yola çıktığımızda sabah namazını kılmış kimisi evlerine kimisi çarşıda kahveye giden mahallemiz büyükleri Fındıklı camiden çıkıp dedemle selamlaşıyor. Muhabbeti uzatmak, vakit kaybetmek istemeyen dedem gereksiz soruları duymazdan gelip eliyle şapkasına dokunarak asker selamına yakın bir selam verip Massey Fergusonun el gazına sağ el yumruğu ile hafifçe vurup yoluna devam ediyordu o sabah. Fındıklı caminin önünden geçip solda Beş Eylül ilkokulu geniş Arnavut kaldırımı tarzı döşenmiş taşlı yoldaki taşlardan ve yoldaki derince su yollarını hoplaya zıplaya geçiyoruz. Köyün içinden boydan boya geçen Çınarlı dere üzerindeki kalın demir korkuluklu köprüyü geçerken sağda sütçü bu sabahki sütleri toplayıp götüreceği ağzı lastik kapaklı galvaniz güğümleri indiriyor kamyon kasasından. Elindeki güğümü bırakıp dedeme “nereye?” der gibi el işareti yapıyor. Dedem yine selamını verip, el gazına hafifçe vurup devam ediyor. Köprüyü geçtikten sonra dere boyunca köy hamamına kadar taş döşeme olmayan daha düzgünce olan toprak yolda amcam gibi bende römorkta ayağa kalkıyorum. Yeşil cami yanından geçip gidecekken köşeden Eşref bakkala dönüyor dedem hızlıca ve römorkta savruluyoruz. Az sonra biraz sert bir fren ile Feriha halamların da kapı komşusu olduğu Canbazların meydanda duruyor, sağda Soğanlı Dede türbesi, üç kulhüvalla bir elham okuyoruz içimizden.

Dedem az sonra elinde kahverengi kâğıda sarılı kırmızı helva ile dışarı çıkıyor ve amcamla bana uzatıyor. Eşrefin bakkaldan yeni mahalleye doğru giden en kestirme yoldan doğru daha geçen yıllarda köy sürüsüne inekleri getirdiğim mandıranın yanından gaz kesmeden hızla geçiyoruz fakat römork acayip hoplatıyor yoldaki tümseklerde. Amcam eliyle işaret parmağı baş parmağı kapalı işaret edip dedemin 3. vitese attığını işaret ediyor. Sabah serinliği ile hafif bir ürperme sarıyor vücudumuzu. Rüzgârı keser diye ot çuvalının üzerine oturuyorum ama pek rahat değil. Az sonra Yeni mahallede köy çıkışı Gelgec yolundayız. Yeni Mahallede yeni biten caminin minaresi gerçekten etkileyici incecik. Camiyi geçince sağa dönüp pamuklu tepede Turplu yolundan yukarı 135 ferguson yavaş yavaş tırmanırken amcam ve ben römorkta akrobatik hareketler ile ayakta durmaya çalışıyoruz.

Dedem ikide bir arkasına dönüp oturun diye işaret yapıyor ama anlamamazlıktan geliyoruz her ikimizde. Tabi ki tedbir alıyoruz, düşmemek için römork yan kanatlarını tam ortadan karşılıklı bağlayan zincire sardığımız demet ipine sıkı sıkı sarılıyoruz ikimizde. Sağda uzakta, sayalar düzüne yakın babam atı Yaşar ile kestirmeden geliyor ve biraz da yolu kestirme yaparak takip ediyor döne döne giden bayır yollarında. Yaşar babamın atının adı, çok güçlü bir erkek at, biraz yabani daha binme cesareti gösteremedim. İleriden gelen seslerin keçi sürüsü olduğunu tahmin ediyor amcam çan seslerini duyunca, hemen arkasından çobanın zılgıtı duyuluyor ” ahhhh ee ahhheyyyy… gah gahhh gah” ve yol üzerinden geçen birkaç keçi, gamsız adımlarla ayaklarını bir o ağaca bir diğerine uzanarak yaprak yiyor. Artık havada sabah çiği yok ve inanılmaz bol oksijen var, güneş yortan tepeleri üstünde büyükçe bir sarı top gibi artık. Denizden gelen esintiyle iyotlu deniz havası pirenlerin reçineli kokusu ile karışıyor. Defne ağaçlarının kokusu da pembe çicekli sakız ağacının ağdalı kokusuna karışıyor. Az önceki keçi sürüsünün tezek kokusu bitince ister istemez derin derin nefes alıyoruz keyfini çıkarmak için. Pirenler ipek böceğinin koza yapması için kesilecek, köy deresi yada keçi derede yıkanacak, güneşte kurutulacak, vakti geldiğinde kerevetlere konacak ve ipek böcekleri bunların ince dalları arasına koza yapacaklar. Öğle vaktine kadar bir römork piren kesip yükledikten sonra öğle yemeği vakti Kavakalan ve Hodul köy camileri minaresinde duyulan kesik kesik öğle ezan sesi ile römork gölgesinde yerini alan dedeme yakın yerimizi alıyoruz. Ömrümce hiç unutamadığım bir lezzeti o gün öğle yemeğinde tattım. Yorgunluktan mı? çok mu? acıktık yoksa deniz havası ile karışık bol oksijenden mi? nedir? hâlâ tadı damağımda ve unutamam.

Dedemle dün akşam üzeri üğcek altındaki tarladan topladığımız bir sepet iç tutmuş yeşil bakla ve sepette beş baş yeşil taze sarımsak, babaannemin yaptığı koyun sütü ile karışık inek peyniri ve sofra bezine sarılmış sıcacık Annemin bu sabah maşınga fırınında yaptığı tava ev ekmeği. Römorkun gölgesinde piren öbeği üstüne oturduğumuz, Marmara denizini Avşa adası uzakta kapı dağının göründüğü bu Kaz Dağlarının en batı uç tepelerinde uzaktan keçi sürüsünün çan sesleri arasında yediğimiz yeşil iç bakla, taze diş sarımsak, inek peyniri ve ev ekmeğinden oluşan lezzetli öğle yemeğini ve üstüne cevizli kırmızı helvayı hiç unutmadım. Özlenen günlerden biri oldu, hâlâ bu menüyü tam olmasa da denk getirmeye uğraşırım, hep birkaç eksikle. Fakat reçineli Piren kokusu hep aklımızda.

Son Yazılar

Hepsini Gör
YAŞ MAYA

Baharda sabah erken yaprak ve çicekler üzerinde yokmuş gibi duran bir çiğ vardır, özenle bir kaba toplanır yaş maya tutmak için. “Oh bee!! bugün okul yok Cumartesi ve kahvaltı sonrası sokakta bolca gu

 
 
 

Yorumlar


Adres:

-Sarıköy Mahalesi

Gönen/ Balıkesir, 10680

Telefon: 533 766 1 866

Email:  tamergodekoglu@gmail.com

  • Blogger Sosyal Simge
  • YouTube Sosyal Simge
  • Facebook Sosyal Simge
  • Instagram Sosyal Simge

© 2013 by Gödekoğlu Çiftliği .Tüm hakları saklıdır.

bottom of page