Döven
- Tamer Gödekoğlu

- 4 Şub 2021
- 3 dakikada okunur
Tınaz savurmak saatler süren zahmetli bir iştir. Hele bir de rüzgar esmez ise ağaçların gölgesine oturup rüzgar beklenirdi,İşte bu bekleme zamanı bizim güreşme,boğuşma saatlerimiz olurdu.


Sarıköyde Biçer döverin bugünlerde hamam bayırındaki bir tarlayı saatler ile harman edip sapından ayrılmış taneyi 10 tonluk traktör römorkuna el değmeden döktüğünü hepimiz büyük bir keyif ile izliyoruz. Yine aynı tarlada yerde kalan sapların saatler içinde kıyılıp parçalanarak saman balyesi makinesi ile bağlanıp aynı gün depolara girdiğine şahit oluyoruz. Sarıköyde bu işler hep böyle değildi tabiki. Harman makinası BATOZ ile hasatın alınmasından ,Traktörün yaygınlaşmasından önce, harman koşum hayvanları ,Öküz, İnek, At,peşine koşulmuş dövenlerle alınırdı harman.
Harman mevsiminde insan gücü ile orak ile biçilen buğdaylar destelenir, bağlanır, güclü hayvanların çektiği arabalar ile harman yerinde yığın yapılırdı. Henüz sahah güneş yükselmeden yığınlardan bozulan buğday desteleri düz harman alanı içine saçılır. Sonra da bir veya iki çift koşum hayvanının çektiği ve üzerinde ağırlık olarak bir iki insanın bindiği döğenler üzerinde dönülür durulurdu. Harman yeri Şimdiki Futbol sahasının asvalta paralel giderdi. öncelri her bir ailenin harman yeri kendi yeri gibi belirli imiş. Hayvan arkasında döven ,hayvanların ihtiyaç giderme durumlarında oldukça eğlenceli bir hal alırdı. Benim daha çok hatırladığım ise 135 mayes Ferguson traktör ve arkasındaki dövende ağırlık olsun diye ağır taşlar. Dedemin traktörün direksiyonunu ince hesapla bağlaması ve traktörün kendi kendine dönmesi, traktör kendi dönerken bizi arkasına bindirmez fakat kendisi kullanırken binmemize izin veriidi. Sabah harmana götürmediyseler ilk iş horoz çeşme, maşatlık kısığı ve harun abilerin bahçenin kenarından söğütlü ağaçlarla kaplı sağı ve solu derin hendekli yoldan koşarak geçmek. koşarken ayaklarımı daha sert vururdum ki hendekteki su kaplumbağaları daha çok korksun diye. Harmana geldiğimde sıcak yükselen güneşle iyice kendini hissettirirdi.
Traktör arkasındaki dövenle,Havanın sıcaklığıyla gevremiş buğday başakları içinden buğday taneleri çıkıp, gövdeleri saman oluncaya kadar bir müddet sağa, sonra da sola dönülerek sayısız turlar atılırdı.
Tamamen saman oluşumu ve buğday ayrışımları gözlendiğinde artık dövenler kenara alınır. Harman üstündeki kaba saman yığıntıları dirgen el aleti ile sağrularak samanlık içine doldurulurdu. Geriye kalan ince samanlı buğday karışık halde tepeleme yığılarak toplanırdı. Yığıntı etrafında birkaç kişi havanın rüzgarlı olması anında yukarı sağrularak, ki buna tınaz denir, içindeki ince saman ayrışana kadar yukarı sağrulurdu. Ben ilk kez parmağıının ucunu ıslatarak havaya kaldırıp rüzgar var mı yokmu kontrol etmeyi işte böyle bir tınaz zamanı dedemden öğrendim. türlü mukalletlikler yaparak “buradan geliyor”. “buradan geliyor” diye tınazlardı samanı ve buğdayı. Allah rahmet eylesin bende katıla katıla güler gizlice parmağımı dudaklarımda ıslatır onun yaptığı gibi parmağımı havaya kaldırır rüzgarı kontrol ederdim.
Tınaz savurmak saatler süren zahmetli bir iştir. Hele bir de rüzgar esmez ise ağaçların gölgesine oturup rüzgar beklenirdi,İşte bu bekleme zamanı bizim boğuşma saatlerimiz olurdu. Babam amcamla ikimizi bir orda bir burda sıkıştırır, bizde onu güreşte yeneceğiz diye kan ter içinde kalırdık. Eğer hâlâ rüzgar yoksa öğle yemek zamanı römorkun altında sofra açılırdı. Sofra hazırlanırken Süleyman amcamın gövem ağacından çatallı sapanıyla kuş vurmaya ağaçların oray giderdik. Harman yığınları arasında sürü ile dolaşan kuşlar yüksek ağaçlarda yaprakların arasında belli belirsiz görünür fakat sapan taşının gürültüsü ile tüm kuşlar havalanır sonra tekrar yakın ağaçlara konarlar ve bizim turumuzda onlar nereye biz oraya devam ederdi.
Gelelim harmana Samanla karışık buğday taneleri Kalbur denilen bir nevi elek içine yukarıdan aşağıya silkelenerek dökülür. Bu dalgalı ve azar azar hareket rüzgarında yardımı ile samanlar daha ileri uçar taneler ise istenildiğpi gibi tertemiz gelirdi. Tabi toprak ,taş ve ot tohumlarıda.
Yığında kalan çoğunluk artık buğday taneleridir. Kalan taneler orta elekten geçirilerek, çuvala doldurulur. Harman alma işi gün doğmadan başlayıp, akşam gün batımına kadar süren oldukça yorucu ve zahmetli yaklaşık birvay süren uzun soluklu bir iştir. Geceleri harmanda yatılarak içinde yüzlerce sohbet ve hikayeyi de içinde üreten koca bir aylık bir serüvendi.
İşte bur zamanlar Sarıköy de harmanda sapla saman tane ile taşı böyle ayrıştırılırdı. O günler mazide tüm güzelliklerini içinde saklıyarak kaldı. Özlemlerimle. Tamer Gödekoğlu



Yorumlar