Baklalı Tarhana çorbası
- Tamer Gödekoğlu

- 3 Şub 2020
- 3 dakikada okunur

Porta altına açılan ahşap mutfak kapısı açık kalmasın diye dedemin dahice fikri ile bağladığı bir yay açılan kapıyı geri çeker kapatırdı. Çocukluğumda sabahları tek basamaklı bu kapı eşiğine oturup onunla oynamak pek eğlenceli olurdu; bir tekme kapı açılır sonra kendi kendine geri gelir, sonra bir tekme daha.
O sabah böceklik damının çatısından aşan, bardacık eriğini, tatlı erik dallarını geçen sabah güneşinin ilk ışıkları porta altındaki en dip toprak sıvalı köşeyi aydınlatıyordu. Babaannem fırının yanındaki ocakta her sabah olduğu gibi dışı simsiyah is kaplı büyükçe bir tavada su ısıtıyordu. Isıtılan bu sıcak su az sonra sabah bakımı yapılacak ineklere yarma bulamacı yapmak için kullanılacak. Annemin az önce kucağıma bıraktığı derince bir tas içindeki geceden suya ıslanmış şişmiş kuru baklaların kabuklarını soyarken her kapıya attığım tekme ve kapı geri gelene kadar bir baklanın kabuklarını soyuyordum. Kulağımda annemin az önce mutfak telli dolabı üzerinde sesini açtığı radyodaki hafif cızırtılı sanat müziği ” bir ihtimal daha var, oda ölmek mi dersin? Söyle canım ne dersin?” Ses bir alçalıp bir yükseliyor radyoda. Bir taraftan da annemin baklaları kucağıma koyarken ne demek istediğini düşünüyordum ” tekkeyi bekleyen çorbayı içer” “emeksiz yemek olmaz, hadi bakalım baklaları sen soy, o zaman tarhana çorbası daha tatlı olur”. Baklaları ben soysam neden bu her sabah içtiğimiz tarhana çorbası daha lezzetli olsun ki? 🤔
Radyodaki harika şarkı bitti, şimdi hersabah dedemin dinlediğı haberler başlıyor, dedem geç kaldı bu sabah, kavede sohbet iyi yada önemli birşey oldu herhalde. Haberleri sunan oldukça heyecanla okuyor. Annem ” sus bakem ” “Kıbrısa çıkmış kahraman askerlerimiz, hemde barış götürmüşler yanlarında adaya” Beşparmak dağları dedi haberde üğcekten daha mı yüksek acaba diye düşünürken, tavada su kaynayan ocağın hemen sol tarafındaki fırına biraz daha dut şımalı atan babanemi izliyorum. Kırmızı sarı bazen alaca alevler fırının dili gibi kısa aralıklarla dışarıya zorluyor ve kokusunu bugün bile hatırladığım o duman kokusu etrafı sarıyor, dumanla birlikte porta altına giren sabah ışıkları daha da düz ve keskin çizgiler ile giriyor şimdi .
Dedemin büyük bir ustalıkla yaptığı bu fırın toprak ve saman karışımı bir harçla her sene baharda sıvanır, etraf mis gibi toprak kokardı. Şimdi biraz islenmiş olan fırın ağzında ezilerek düzlenmiş bir teneke parçası kapak görevi yapıyor, baba annemin maharetli ellerinde, fırına kah bir kürek, kah bir süpürge giriyor ve sonunda annemin ben bakla soyarken tepsilere hazırladığı ekmek olacak hamurlar babaannemin maharetli fırın küreği üstünde bir bir ısınmış fırının içinde yerini alıyor. Az sonra ortalığı harika bir pişmiş hamur kokusu sarıyor, fırın kontrol için açılıp kapağı kapatırken aradan gözlediğim ekmekler kabarmak üzere artık. Süleyman amcam hayvan damına girip inekleri salıyor ve tek tek dışarı avluya çıkan inekler bildikleri kuyu başındaki yalağa yanaşıyorlar, şimdi sıra bende zorlu bakla soyma görevi sonrası her ne kadar amcam kadar hızlı çekemesem de, kuyudan yapabildiğimce hızlı suyu çekiyorum tulumbayla. İneklerin bir biriyle boğuşması hafif koşturmalı hareketlerini izlerken amcam yandaki karaltıdan sesleniyor. Sıcak su ile karışan yarmalar lapa şekline geliyor ve nefis ıslak buğday kepek ve arpa yarması kokusu sarıyor etrafı. Ben bulamacı karıştırırken amcam ineklerin yemliklerine saman dolduruyor ve maşrapayla kovalara doldurduğum lapa halindeki yemi samanların üzerine rastgele atıp karıştırıyor. Yarma lapasının nefis kokusu hakkında inekler de benimle aynı fikirde olacak ki hepsi birden damda yerlerine koşarak gidiyor ve tekrar boyun bağları güzelce bağlanıyor.
Dışarı çıktığımızda etrafı saran mis gibi taze ekmek kokusu ve porta kapısının daha da aydınlandığı bir anda dedem çarşıdan geliyor. Şimdi kahvaltı vakti her sabah olduğu gibi. Annem benim kabuklarını soyduğum baklalar ile baklalı tarhana çorbasını pişirmiş, çay beyaz set üstü aygazda demlenmiş maşınganın üstünde tıslaya tıslaya fokurduyor hala, ve yer sofrasında her birimiz yerimizi alıyoruz. Taze ekmek kokusunun ,tarhana çorbasına, taze domates kokusunun tavada yumurtaya karıştığı bir yer sofrasında yeni bir güne başlarken dedem her sabah ki gibi babaanneme sesleniyor ” patlıcan turşusu çıkarsanya biraz” ah işte annem elinde tabakla geliyor salon tarafından, kilerden ahşap fıçıdan çıkarmış asma yaprağına sarılmış kereviz sapıyla bağlı patlıcan turşularını.
Rahmetle anıyorum Dedemi, Babaannemi, Ruhları şad olsun. biz onlardan razı olduk. Allah da onlardan razı olsun.
Güzel günlerdi…




Yorumlar