Balık yakalama
- Tamer Gödekoğlu

- 4 Şub 2021
- 2 dakikada okunur
Len,bu balıkları sen mi yakaladın?”sorusuna masumca ” evet” derdim… Sonuçta ben de taşların üstünde yakalayıp Çuvala koymuştum? Çocukluk işte…
At ile yol güzergahında kuyular, dereler olmazsa olmazdır. Sürü hayvanı içinde ihtiyaç,taşımada kullanılan yada binek hayvanların su ihtiyacı içinde gereklidir. Belirli mesafelerde kurulmuş kuyular gerçek kültür mirasıyken bugün Sarıköy ovasında bu kuyulara rastlamak mümkün değil, Eminim, bu kuyuların yerlerini hatırlayanlar vardır hâlâ. Benim hatırladığım kısa pantolonlu çocukluk günlerinde babamın beyaz atının arkasında giderken durduğumuz bu kuyulardan su çekmenin ne kadar keyifli olduğu, suyunun ne kadar soğuk olduğu.. Demir kova ve dövme demirden zinciri ile harika bir kaldıraç sistemi, sırığın tam kuyunun içine denk gelen zincirli, kovalı tarafı ve sırığın arkasındaki ağır taş nedeniyle kolayca bir asansör gibi tek el ile çekilen su dolu kova.

Story

Kuyudan çekilen suyun zincir mesafesi uzağındaki Taş oyma su yalağı ve buraya dökülen tertemiz su.Beyaz attın su içerken ağzındaki otları bi süreliğine çiğnemeyi bırakıp bu harika sudan içtiği esnada babamın daha yeni bağladığı sapan ile ilk deneme atışımı yapmak için topladığım taşlar.Kuyuya yakın çınar ağacındaki kuşlara doğru attığım taş hiçde istediğim yere gitmeyince , Babamın sapanı benden alıp müthiş bir gerdirme ile taşı çınar ağacının yaprakları arasına atışı ve havalanan kuşlar, Az sonra en sevdiğim dereden geçiş var o nedenle hiç itiraz etmeden bir taraftan babamın bir kupay köpek nasıl güzel avlanır hikayesini dinlerken diğer taraftan yalak taşına basarak babamın arkasındaki yerimi aldığımı hatırlattı bana bu kuyu resmi.
Keçi derenin dere yatağı hep ağaçlar ile kaplıydı bunun sebebi sel suları, kırılan kopan söğüt, kara ağaçların çok kolay kök atma yeteneği, çınar ağaçının kozalaklarının bu verimli alivyonlu dere yatağında çok kolay tutunması ve asırlardır süre gelen döngü, Serin ve sürekli bitmek bilmez bir su sesi, Dönemeçlerinde derin su birikintileri ve içinde balıklar, Dere yatağına uzanan bir ağacın gövdesine yatıp uzun süre izlediğim balıkları, bir gün amcamın oltayla yakalıcaz demesiyle heyecanımı bugün gibi hatırlıyorum. Süleyman amcamın ilk defa gördüğüm siyah olta iğnesi ,naylon oya ipinin ucuna bağlayıp dere taşları arasındaki bir tür su böceğini bu iğneye geçirişi, uzunca düzgün bir saz kamışına bağladığımız bu oltaya gelen ilk balık ne inanılmaz bir sevinçti. Çatalgoz da dere yatağında suyun gelirinin az olduğunda dönemeçteki biriken suyu 135 ferguson traktörün arkasındaki santrafüjle bitirirken babam ve Süleyman amcamın suya girerek elleriyle ağaç kökleri arasında yakaladıkları balıklar yarım çuvalı geçerdi. Ben onların elleriyle yakaladıkalrı balıkları dere taşlarının üstünden toplar her bir balığı tutarken müthiş heyecanlanırdım.
Balıklar Mahallede dedemin talimatıyla komşulara pay edilirken ben uzakta, Anne anneme, Emine halama,Sebahat halama bu balıkları bizzat götürür,olaya birazda kahramanlık katarak onların
” Len,bu balıkları sen mi yakaladın?”sorusuna masumca ” evet” derdim… Sonuçta ben de taşların üstünde yakalayıp Çuvala koymuştum? Çocukluk işte…
Süleyman amcam ve Babamın kullakları çınlasın.. Güzel günlerdi.Atam İsmail Dedemi ve Bedriye ninemi,Anne annem, halalarım, komşularımız, bugün aramızda olmayanları hürmetle anıyorum. Cennet Mekanları olsun.


Yorumlar