Son 3 çeyrek
- Tamer Gödekoğlu

- 27 Ağu 2021
- 2 dakikada okunur






Bir balık puluna sığacak kadar narin ve ince, bir denize sığmayacak kadar kaba ve heybetlidir ada. “Kale kapısından geçen geri dönemez aşık olur, kalır bu şehirde” diyen o yaşlı teyzenin kehaneti mi? Yazgı, kader yada nasibim mi?😉 beni bu şehre bağlayan… Her neyse o sebep, şükür. İyi ki olmuş. Bu şehre ilk gelişim, beş parasız üniversite mezunu, bir çeket ile ama çok umutlu, çok azimli, çok gençtim. Elde içi neredeyse boş,bir kaç eşya spor çanta, ocak ayı bir mont üstümde bir de gömlek. Ruhumu sorma 😀 ağzına kadar korku, heyecan,azim,umut, cesaret dolu, sevdiği kızla nişanlı genç bir turizmciye ait ve o küçük adam Kocaman bir otel kiralamaya geliyor hemde minibüsle… ne o günü nede ruhumdakileri hiç unutmadım. Pazar yerindeki Simitçiye hep yeten, Belediye dükkanlarındaki Bursa börekçisinine, Tuki hamburgere bazen yeten, Demirci ve kasap dükkanları arasındaki Gamalı köftecisine, Sahilde Kazım usta, sağlık caddesindeki Konyalıda dönere, Adliye arkasındaki Urfa kebap evine asla yetmeyen cebimi hiç unutmadım..😏hala o günlerden gelen derin izler var içimde ukde kalan ama olsun... Kuştur, Gazi beğendi, yat limanı, Kaleiçi, Türkmen, Papaz hamamı, Yılancı burnu, Kadınlar denizi ne çok anı birikmiş, ya o güvercin adasında kreş öncesi kızımla tavşan besleme sabahları, oğlumla bir kardan adam yapabilmek için tüm sitedeki arabaların üstünden ellerimizle kar topladığımız nadir kış günleri.
Aş,iş, aşk dolu günler mazide pek çok unutulmayan. O günlerden bu günlere kalabilen tadlar gittikçe seyrelmekte, hele çocukların büyüyüp okullara gidişiyle.. eşim, evet bir tek o kaldı elimi tutan sevgisi hep aynı, ruhumdaki tadı hiç değişmeyen….😘 Balıkçı barınağında demirli gezi teknesindeki Dostlar sofrasında hafif alkollü yaşlı bir kaptan nasihat etmişti yıllar önce “Sabah kalktın bak denize, Samos’u gördün git işe, göremedin, yat aşa” demişti müziğin ritmine uygun el hareketleri ile içi rakı dolu bardağı kafasının üstünden döndürüp tütün anason kokulu sakallarla kaplı dudaklarından kesintisiz kahkahaları öncesi .. Samos gören evimizde her dinlenmiş sabahta bu şaka gibi laf akla gelir, uyku mahmuru işe gitmeye isteksiz Samosa bakar “yat aşa” der gülüşürüz eşimle halâ. 😉 Burada yaşamak dediğimde, doğmasamda bu ege kasabasında çalışmak, aile olmak, baba olmak, çocuklarımın büyüdüğünü görmek, mutlu anların hüzünlülerden kat be kat fazla olduğu bir ömüre ait hatıralar gelir aklıma. Acı, hüzün, hayal kırıklığı, kırgın, kızgın günler yok mu? Tabi var, unutup gülmeyi öğrendiğim tecrübe hanesinde kayıtlı. Şimdi soru şu hayat arkadaşımla bu şehirde yokluğunda özlenen bir dede, nine olabilecekmiyiz😉🙏 Basit anlatımla Kuşadasında yaşamak böyle birşey. Yoksa hayat dediğimiz iki nefes arası kadar kısa, hatırlayacak kadar anı, hatırlanacak kadar varsa eser bırakmak değilmi ardında? Bu şehri seviyorum burada doğmuş gibi, bu şehirdeki yanlışa ,hataya, eksikliğe kızıyorum, verdiği nimetlere şükrettiğim gibi. Sahilinde gözüme dolan maviyi ve yeşili her nefeste yosun kokulu ciğerime dolan iyotlu havayı, terliğime dolan sıcak kumu, kalbime dolan sevginin bir ucundan tutan beni ben yapanları seviyorum. Gözümü kapatıp kalp ritmimde dinlediğim müzikte, yaşamaktan ne kadar zevk aldığımı sevinci hissediyorum. Burası benim şehrim, ömrün yarıdan fazlasındaki hayata direncimin şahidi. Ez cümle; Bir balık puluna sığan son üç çeğrek hayatım bir pirinç tanesine sığdırdığım ilk çeğrekteki kısmı özlemekte tıpkı doyduğum yerden doğduğum yeri gözlemek gibi..
Şimdi mi? Emekli vakti bol her genç gibi bir ondan, bir bundan; bir orda bir burda, her iki şehirde olduğum bu günlerin mutluluk sarhoşuyum… sendelemem ondan😀
Esen kalın.







Yorumlar