Bulguru kaynatırlar…
- Tamer Gödekoğlu

- 7 Şub 2021
- 3 dakikada okunur


Her bir şeyin süper marketlerden alınmadığı yıllarda Sarıköyde kaynatılmış ve kurutulmuş buğdaylar değirmen taşlarında çekilerek bulgur olurdu. Bulgur çekme hem yorucu, hem de uzun zaman alan bir işti. Bunun için bulgur çekme işide imece tekniğiyle yapılırdı mahalle komşuları yada yakın akrabalar bir araya gelir bu yorucu işi de eğlenceli hale getirirlerdi. Değirmen taşları da dübek gibi her evde olan bir şey değildi, rahmetli babaannemin evinde çok güzel bulgur yapan taşlar vardı, Ballelilerin, Köselerin, Karaların da bulgur taşları vardı fakat dedem tarafından iyi çekiçlenip taşı dişlenmiş, babanemin taşları ünlüydü bizim mahallede.
Rahmetli dedem bu taşları bizim ellememiz yasak olan özel bir çekiçle dişler taşlar arasındaki yüksekliği aralarına koyduğu tahtayla belirlerdi. Süleyman amcamda bu tahtanın kalınlığını ayarlamada çok iyiyidi. İki taş arasındaki tahta,taşların arasını dolayısı ile bulgurun ne kadar iri yada ince olacağını ayarlardı.
Babaannemin bahçesinde asma altı. Anneannemlerin kısıkta koca bubanın porta altı, Köselerin böceklik damı önü bulgur çekme yerleriydi,Bulgur çekmede İmece, komşuların bir araya gelerek sırası ile ogün birbirlerine yardımcı olarak bulgur çekme işidir.
Bulgur çektireği zaman yardıma gelecek komşu yada akrabalara haber verilir,öğleden sonra asma altına gölge düşünce yada bazen akşam yemekten sonra bulgur çekme eylemi gerçekleştirilirdi babaannemin evinde.Gece asmaaltında bulgur çekilecekse. böceklik damında olgunlaşan böcekler için yapılan tek yüzlük ampül den ışık yüksekçe bir yere asılır ve ortamın daha aydınlık olması sağlanırdı.
Zemin çergi, yaygı, şilteler ile örtülerle kaplanır. Bunlar daha çok sergide kullanılan temiz örtülerdir. Bunların üzerine kaç gurupta bulgur çekilecekse, o kadar el değirmeni yerleştirilir. Hicabiye yengenin değirmen taşları ve bizimkiler bazen Köselerin bulgur taşları hep bir arada ortam harika olurdu.
Altınım dört değil mi? Kız sözün mert değil mi? Aldım yari elinden, Bu sana dert değil mi?
Bu işi genelde genç kızlar yaparlar ama bir usta bir acemi genelde denk olur, kimin bulguru çekilecekse, komşu kızlarından önceden söz alınır. Daha çok akşam üstü bulgur çekme işine başlanır. Bazen aynı anda iki değirmen taşı birden dönmeye başlar ve sesi güzel olan gelinlerin ve kızların en güzel mahalli türküleri seslendirdiği anlardan birisi yaşanmaya başlardı.
Gel kapımdan geç oğlan Bir cigara iç oğlan Beni sana vermezler Bu sevdadan geç oğlan
Bulgur çekecek olanlar, el değirmeninin etrafında yerlerini alırlar. Bunlar en çok üç benim gibi izleyiciden yetişen meraklılarlada dörtlü olur dönen taşın sapında bir avuç yer bulmak için uğraşırdık. Ne çok sıkı ne çok gevşek tutulması gereken bu değirmen taşının ahşap sapı bir düzen içinde döner ,döner dururdu. Genelde karşılıklı iki kişidir taşı en düzgün çeviren, Rahmetli çakarların ayşe yengem ile Annem çok güzel bir çift olurlardı her ikiside sırası ile buğday koyabilir izlemeye doyum olmazdı. Usta olanın kaynamış buğdaydan değirmenin üst taşının tam ortasında bulunan delikten içeri avuç avuç bulguru ölçülü bir şekilde, düzenli aralıklarla koymayası işlemine dayanan Bulgur çekme işlemi mahalle kızlarının yada gelinlerin bir iki mani yada türküsü ile değişik bir havaya girerdi.
Bisikleti aynalı Şu oğlana varmalı Oğlan çok güzel ama Anası olmamalı
Karyolanın demiri Babam versin emiri Eğer babam vermezse, Kaçmak Allah’ın emri
O gün söylenen manileri hatırlamıyorum fakat değirmenin dönen üst taşının hışırtılı sesi her dönüşte biraz daha yere serilen çergiye akan bulgur , küçük bir tasla bunları toplayan ben ve dolmaya başlayan bulgur tenekesi bulgur kokusu bugün bile aklımda maniler ise tatlı bir anı aklımızda.
Marketten bulgur alana bu duygular nasıl anlatılır ki. Yaşayan şanslı idi.. bir iki mani söyleyelim. .
Zeytin kara ben kara, Zeytine vermem para, Kızınızı aldık gidiyoz, Ağlayın kana kana.
Sergendeki siniler, El vurmadan iniler, Gurbetteki yarimin, Kulakları çiniler.








Yorumlar