top of page
Hemen bizi arayın

Üzüm bağı

  • Yazarın fotoğrafı: Tamer Gödekoğlu
    Tamer Gödekoğlu
  • 1 Şub 2020
  • 3 dakikada okunur

Salkım salkım sele sepet üzüm, siyah yeşil sarı, pembe, kokulu.

Rahmetli İsmail dedem severdi torun, tombalak;çoluk, çocuk; hısım, akraba; konu,komşu hep bir arada bir yerlere birlikte gitmeyi. Bizde bekler dururduk torunları. Sarıköyün hemen dışındaki bağlara üzüm kesmeye, hasat vakti ürünü alınan tarlaya başaklamaya, Gerenlere karpuz toplamaya, Tahir ovada pıtırın çiftliğine denize, hamam bayırındaki tarlaya düğlek toplamaya, nohut, mısır kırmaya, dereköy hıdırelezine, Çakıroba köyüne su doldurmaya, ceviz toplamaya hep birlikte gidilirse tadına doyum olmaz muhabbet asla bitmez bir sonraki birlikte gidilecek yere dair söz alınır hayaller paylaşılırdı. Hele istanbul dan halamın guzel kızı olan komşularıda ziyaretimize gelmişse bir başka güzel olurdu bana.😉 Yaz tatili izin günlerine denk gelen bu sıcak günlerde Nebiye halamlar Fransadan, Sevgi ve Yücel halamlar İstanbuldan, Ülkü halamlar Edincikten, Mutlu halamlar, Süleyman amcamlar, ve biz kardeşlerim Çiğdem ve Şerife, Rahmetli Emine, Sebahat halamlar, ismet anne, Babaannem ve annem römorkta oturmaya yer kalmaz , büyük bir aile olmanın güzelliğini yaşardık. Dedemin öğle yemeği sofrasında kestiği kalem şaşmaz düz karpuz dilimlerini sularını akıta akıta ayakta tüm diğer çocuklarla birlikte elimizdeki peyniri katık ederek yemek pek güzel olurdu. Karpuz suyundan az sonra parmakları yapışan şehirde büyüyen akraba çocukları ellerini anneleri yardımı ile yıkama telaşına düşerken bizler ilk azmak yada derede varsa yakında sesi duyulan bir pancar motoru onun artezyen suyunda ellerimizi yıkar herzaman olduğu gibi ağzımızı tişört koluna, ellerimizi pantalon arkasına siler tertemiz olurduk.🤔

Karpuzun tatlı suyunu akıtmadan ısırmak, arada bir tuzlu inek peynirinden bir ısırıkla iki tadı damakta birleştirmek, ezilen çimlerin kokusu ve etraftaki toprak kokusu ne doyumsuz bir uyumdu büyüyen küçük bedenlerimize. Belki adı huzurdu kimbilir? Üzüm bağına gittiğimizde yolun iki tarafı karamuklarla dolu olur römortan inen ilk onların tadına bakar, ellimle toplayıp getirdiğim karamukları babaannem yemeden önce. “bismillah, eski ağza bildik tad” der sonra yerdi.

Pekmez ve balın tek tatlı olduğu babamların çocukluğunda bu bağ iki şarakmana üzüm verirmiş, eski rumların aşıladığı çesit çeşit üzümlerle dolu bir bağdı etrafı elma ağaçları girişinde sağda muşmula ağacları. O günlerde her evin bir bağı mutlaka varmış Sarıköyde.

Bağa girişi kapatan çalı kapı kenara çekildiğinde biz çocuklar koşarak içeri girerdik. Üzüm herekelerinin arasında beğendiğin sevdiğin üzüme yanaşıp elleriyle kopararak yemek, tatmak, ekşi ise yüz buruşturmak, tatlı ise diğerlerini bu keşiften haberdar etmek ne keyifti. Üzümleri yerken bir taraftan dedemin diğer yetişkinlere neyi nasıl budadığını nasıl aşıladığını, ne kadar belleme parası verdiğini, ne kadar hayvan gübresi çektiğini, göz taşı., kükürt atma anlatışları ve sırası ile ismi ile üzümlerin tadılması en sevdiğim andı.

Başak otlarını, kız kaçıran otlarını kızların saçına atmak, saat otlarını küçüklere göstererek onları sevindirmek herekeler ve tezekler arasında yürüyemeyen küçükleri “hoppa” diye omzumuza aldığımızdaki sevinçleri unutulmazdı. Üzüm konacak sepetler, kapancalar, sele ve kasalar römorkta dizilir, yavaş yavaş dedemin tek tek kestiği üzüm salkımları biz çocuklar tarafından küçük sepetlerle taşınması ile dolar, her birinin üzeri asma uç fışkanları koparılarak babaannem tarafından özenle kapatılırdı. Dedemin ısrarla bu çakal üzümü, bu kara üzüm, bu çavuş üzümü, bu kokulu demesine rağmen onun istediği gibi üzümler hiçbir zaman römorkta ayrı ayrı konmaz bu konuda mutlaka babaannemle dedem gülüşerek atışırdı.😉

Köye dönüş yolunda her bir akrabamızın evinin önünde durduğumuzda inenlerin yanına fazla fazla toplanandan vermenin bereketi artırdığına inanılır babaannemin “kıza da yolla” ” oğlanada verirsin” ” aaa kaç kişisiniz şunca üzüm yenmez mi?” ” bizim dede bıraksan bi sepet yir” diyerek gönüller hayır ve bereket dualarını alırdı. Bizim mahallede akşam ezanı öncesi porta kapıya yanaşan 135 masey ferguson traktör römoğundan mahallede seslenilen komşular çağrılır onlarada üzüm ikram edilirdi. Annemin hazırladığı iki torba üzümü biri horoz çeşme mahallesinde annemin anneamnesi Fatma nineme, diğeri Bekirler kısığında sevgili anne anneme koşarak bir solukta götürürdüm. Eve döndüğümde yer sofrası annem tarafından çar çabuk hazırlanmış olur, her birimiz ellerimizi yıkar yerimize diz dize oturur sohbetle akşam yemeğini heyecanla yerdik. Yorgun çocuk bedenlerimiz karnımız doyduğunda hemen siyah beyaz önü mavi camlı Nortmende televizyonun olduğu odaya gider pufuduk yer mineri üstünde yatarak yayının başlamasını sabırsızlıkla beklerdik. TRT yazısı çıktı bile. Şimdi istiklal marşı başlar. O da ne sokaktan çocuk sesleri geliyor. ” saklanbaç oynayanlar elime mum diksin”🤔

Son Yazılar

Hepsini Gör
YAŞ MAYA

Baharda sabah erken yaprak ve çicekler üzerinde yokmuş gibi duran bir çiğ vardır, özenle bir kaba toplanır yaş maya tutmak için. “Oh bee!! bugün okul yok Cumartesi ve kahvaltı sonrası sokakta bolca gu

 
 
 

Yorumlar


bottom of page