top of page
Hemen bizi arayın

Çocukluğumdaki…

  • Yazarın fotoğrafı: Tamer Gödekoğlu
    Tamer Gödekoğlu
  • 7 Şub 2021
  • 3 dakikada okunur

Benim çocukluğumdaki sarıköy’de…… Sokaktan eve “ezan okundu hadi gel artık” diye seslenen annelere ” anne biraz daha” diye ümitsizce yalvaran birbiriyle oyunlar oynayan çocuklar vardı. 

Benim çocukluğumdaki Sarıköy’de cuma pazarından birkaç sebze yada meyve mevsiminde alınır o da birer, ikişer kilo çünkü tezgahlarda gazete kağıdından kese kağıtları elde pazar filesi vardı. Anneler, nineler masraf denilen bu alış verişi bir hafta yetirirdi.. çoğu zaman babaannem pazara giden dedeme derdi ” da patates va haftaya alırsın”

Benim çocukluğumdaki Sarıköy’de bulgur, çorbada, pilavda, börekte, sarmada, yani sofrada hiç eksik olmaz fakat pirinç pilavı ara sıra belki bayramda, misafir gelince yapılırdı.. Satın tereyağ enderdi fakat yoğurttan kavanozda çalkalayarak yağ düşürmek sıradan eğlenceydi bizlere. Yemekler vita yağı ile yapılırdı sana yağ lükstü bırak yemekte kahvaltıda kızarmış ekmeğe sana yağı ödüldü. Süt kaymağına toz şeker döküp ekmekle banmak en sevdiğimizdi. Ağır misafirli sofralarda yada kalabalık akraba sofralarına bir kaç tavuk, ördek,iri bir kaz yada hindi kesilir, ciğerli iç pilav bulgur, suyuna mantı olmazsa olmazdı. Mayıs Haziran Hıdırellez ve panayırda oğlak eti yemek çok sıradandı.Pirinç pilavı üstünde parça et fırında pişerse ortaya hoşaf mutlaka konurdu.

Benim çocukluğumdaki Sarıköy’de Tatlı hazır alınmazdı, anneler, babaanne, anneanneler tık tık hamuru, ovma tatlısı, sütlü kabak, fırında kabak, fıstıklı un helvası yapar ” bilemiyorum el kararını” deyip ya toz şeker çabuk bitmesin diye yada pekmez kullandığı için az şekerli olurdu. Genç anne, teyze ve halalar ise daha yeni tip tatlıları birbirlerine tarif yazarak, ekmek sodası, amonyak, maden suyu ile kek, kurabiye hamuru tuttuğu, sütlaç, muhallebi gibi tatlılara tadını olağanüstü değiştiren vanilya, kakao, gibi bakkallarda yeni yeni bulduğumuz sihirli tozlar koyarlardı. Benim çocukluğumdaki Sarıköy’de ekmek evde kara fırında pişerdi. Çarşı ekmeği bize simit gibi gelirdi. Anneler kara ekmek pişirirken unu fazla elemezlerdi, kepegi içinde kalsın hamur çok olsun diye. Ekşi mayalık hamur topağı komşudan komşuya un dolu tas içinde gezerdi. Gelen ekşi maya ile hamurunu ahşap teknede tutan büyükler kabaran hamurdan mayalık hamuru içi unlu tasa önce ayırır, sonra ekmekleri kocaman kocaman fırın küreğine göre maharetli elleri ile yuvarlarlardı. Pişen ekmekten mutlaka “kokmuştur” diye mahalle kapı komşusuna, yaşlı akrabalara, misafiri gelmiş komşuya bir somun verilir, onlar pişirdiğinde de bize gelirdi. Haftanın her günü sokakta oynayan çocuklar komşu annelerin ünleyerek ” gelin bakem bure” diye çağırdığı vita yağlı bol tuzlu sıcak ekmekleri afiyetle yerdi.

Benim çocukluğumdaki Sarıköy’de eskimeden ayakkabı ve kıyafet alınmazdı. Kara lastik cuma pazarı tezgahtan alınırdı. Bayramlarda ayakkabı ayak ölçüsü biraz büyük alınarak” seneye de giyersin” denerek ısmarlama Sarıköy çarşıdaki ayakkabıcılarda yaptırılırdı. Bayramlık pantalon gömlek Sarıköydeki terzilerde diktirildiği gibi, Gönen konfeksiyon dükkânlarında bedene göre anında hazır alınabilir fakat yine seneye de giyilsin diye paça boyu, kol boyu uzun olan tercih edilirdi.

Benim çocukluğumdaki sarıköyde tek bir sabun vardı herkesin kullandığı. Kapısı kapandığında kap karanlık köşe banyoda zeytinyağlı sabundu herşey. Ne şampuan bilirdik ne saç,vücut kremi. Evlerimizde şehir suyu yoktu içme suyu şebeke çeşmelerine insanlar kıyamazdı genelde kuyudan çekilirdi banyo suyu.Kazanda kaynayan kaba çeşme suyunun yada kuyu suyunun kirecini alsın ve yumuşaltsın diye çamaşır sodası atılırdı, saçlarımız ipek gibi olur kolayca yana yatardı Tarık Akan gibi .😉Maşınga üstünde kafamızdan düşen su damlalarının tıslama sesleri arasında giyinirdik sıcak odada. Annelerin soba borusunda ısıttığı fanilanın sırtımızdaki okşayışı anne eli gibi gelirdi. Benim çocukluğumdaki sarıköy’de…… Sokaktan eve “ezan okundu hadi gel artık” diye seslenen annelere ” anne biraz daha” diye ümitsizce yalvaran birbiriyle oyunlar oynayan çocuklar vardı. Okulda birlikte olmak asla yetmez akşamüstü sokakta, ezandan sonra “ders çalışma ” bahanesi ile gece oturmasında birlikte olmaya, beraber vakit geçirmeye, birlikte oyunlar oynamaya doyamayan, tatlı yorgunlukla kafasını yastığa koyar koymaz uyuyan çocuklar vardı. Benim çocukluğumdaki sarıköy’de umut vardı, heyecanı hep taze tutan bir enerji vardı.

Benim çocukluğumdaki sarıköy’de sevginin bir ucundan tutan hısım, akraba; eş,dost,arkadaş; konu,komşu, ahiret abla, komşu anne, nineler,dedeler, Sağdıç baba, dünür babalar, esnaf amcalar vardı.

Şimdi yok mu? Tabiki var..bir araya geldiğinde konuşacak konu bulamayan, bir araya geldiği de elinde cep telefonuyla oynayan akraba çocukları da var, sokak oyunlarını bilmeyen birlikte oyun oynamak ne demek bilmeyen çocuklarda var.

Son Yazılar

Hepsini Gör
YAŞ MAYA

Baharda sabah erken yaprak ve çicekler üzerinde yokmuş gibi duran bir çiğ vardır, özenle bir kaba toplanır yaş maya tutmak için. “Oh bee!! bugün okul yok Cumartesi ve kahvaltı sonrası sokakta bolca gu

 
 
 
Ruh tedavisi

Uçurtmayı uçuran rüzgar değil rüzgâra direncidir. İnsanın hayatı da tıpkı bir uçurtma gibi dirençtir.Bize bir ip gerek Beden sağlığı gibi. Bir gövde, bir kuyruk denge gerek ruh sağlığı gibi. Her ikisi

 
 
 

Yorumlar


bottom of page